Malafrena

“Uzun süre söylenmeden kalan yasaklanmıs her kelime, içinde sessizliğin gücünü biriktirir.”

Ursula K. Leguin

photo 3

1979 yılında kaleme alınan, ama Fransız Devrimi sonrası bir tarihte, bilinmeyen bir coğrafya “Orsinya” da geçen bir özgürlük arayışının hikayesi Malafrena. Ursula K. Lequin, fantastik, kurgu, distopya gibi hakim olduğu türlerin dışında, daha gerçekçi bir dille anlatıyor İtale’nin hem kendi özündeki hem de ülkesindeki özgürlük  arayışını.

Neden önemli peki bu kitap? Bu sorunun bir çok cevabı var ama en önceliklisi, günümüzde yaşanılan her türlü baskılamayı yazarın 30 yıl öncesinden anlatması ve ne yaşanılan özgürlük sancılarını ne de devrim arayışını idealize etmiyor olması. Orsinya’da sansür var, adalet ise büyük bir soru işareti, ataerkil toplum kısır döngüsü içerisinde sıkışıyor ve kalıplarından çıkamıyor; ama Orsinya’da, 19. yüzyılda, yakınlarda değil yani…

İtale, ailesinin kendisinden cok sey beklediği, varlıklı bir aile çocuğu, Fransız Devrimi’ne ait yazılar buluyor ve özgürlük derdine düşüyor. Aslında ona göre “özgürlük bir ihtiyaç değil, bir tehdit”. Halbuki devrim yazıları özgürlükten “ekmek gibi, su gibi bahsediyorlar.” İtale asıl önemli olanı, içindeki sesi dinlemeyi seçiyor:

“Asıl önemli olan, içindeki sadece sana ait olan kuvvet. Aslında o kuvvet sen kendinsin; seni sen yapan, bir insan yapan şey o. Bir kere onu bulunca bütün yapman gereken ona itaat etmek, seni soktuğu yolda yürümek.”

Ailesini, sevdiklerini Malafrena’nın güzelim doğasında ve zenginliğinde bırakan İtale, şehre giderek “yeni söz (novesma verba)” adıyla bir dergi hazırlıyor. Yoldaşlar ediniyor, sıkıntılar çekiyor, aşkları, seyahatları, kayıpları, hem de büyük kayıpları oluyor bu yolda.

Kitap, özgürlük kavramını bir daha düşünmek, bu yolda bireysel ve toplumsal fedakarlıkların önemini anlayabilmek açısından da önemli. Ayrıca, İtale’nin seyahatlerindeki kent tasvirleri Ursula’nın hep yaptığı gibi, dört dörtlük. Elime kalem alsam çizerim, öylesine anlatabiliyor mekanı.

İtale, uzaklarda, uzak bir umut için evini geride bırakan yalnız bir adam ve kendisi de bu sıla hasretinin ayağında kurtulamadığı bir pranga oldugunu biliyor, istemiyor da kurtulmak, dönecek bir evi olmadıktan sonra hac yolculuğunun bir anlamı yok ki, nitekim Malafrena da hep onu bekliyor, Laura ve Piera da… Öte yandan da özgürlük tohumları çiçekleniyor, sonra soluyor… Tüm kitap ülkemizin ve toplumumuzun yaşadıklarına uzaktan ve yıllar oncesinden elini uzatıyor.

6 Aralık’tan not: bu yazının bir gün sonrasında Nelson Mandela hayatını kaybetti. Siyasi görüşleri, ve özgürlük mücadelesi sürecindeki  kazanımları değerlendirmek haddim olmasa da, inandıklarının peşinden giderek, halkının özgürlüğü adına emek vermiş olması, İtale’yi onun yoldaşı kılıyor. Ey özgürlük deyip, kendi sözleriyle ugrulamalı Mandela’yı:

“Henüz özgür değiliz, daha ancak özgür olabilme özgürlüğüne ulaştık.”

photo 2

“Bir tek nesnenin kendisini bilirdi, tarlakuşunun gökyüzünü, kurdun yağmuru bildiği gibi.”

“Bunu öğrenmem zaman aldı. Hayat bir oda değil bir yoldur.Terk ettiğini terk edersin ve biter”

“Eğer kendi dünyası buysa, onun içinde yaşayabilecek kadar güçlüydü. Bir kadındı; eylem için, meydan okumak için eğitilmemişti, kadına düşeni yapmak üzere yetiştirilmişti; beklemek için… Öyleyse bekleyecekti, çünkü bilinçli yapılan her eylem meydan okumak sayılırdı, bağımsızlık anlamına gelirdi.”

“Kendinden emin güçlü ses meclis salonunun soğuk ve boş kısımlarını kelimelerle dolduruyordu: ülkem, halkım, haklarımız, sorumluluklarımız. Uzun süre söylenmeden kalan yasaklanmıs her kelime, içinde sessizliğin gücünü biriktirir.”

“Onun gerçekliği, kendi gerçekliğinin reddiydi.”

“Acıyı paylaşamazsın, acıyı paylaşma iddiası yüzsüzlüklerin en kötüsü, en aşağılaycısı.”

“O sıralarda neşeli bir rezillik, asil bir kederden daha kıymetliydi.”

“Adaletsizliğin kanun adı altında kurumsallaşabileceğini, gaddarlığı silahlı adamlar ve kilitli kapılar kılığında kendini var edip sürdürürebileceğini biliyor ama buna inanmıyordu; şimdiye kadar inanmamıştı.”

“Profesyoneller darbe yapar ve başarıya ulaşır. Amatörlerse devrim yapar. / ve yenilgiye uğrar? / elbete…”

“Ama 89’u yapan amatörlerdi, Versaille’a yürüyen,Bastille’i alan halktı, kalabalıklardı. Meclis, Jirondenler, Jakobenler ise avukattı, taşralı kalem erbabıydı, politikacı değil. Onlar giderek yaptıkları işleri öğrendikçe, profesyonelleştikçe Devrim başarısız olmaya başladı ve sonunda ona ihanet eden darbenin yolu açıldı.”

“Bu işin içindeyim çünkü, içinde bulunduğumuz durumda her türlü değişiklik durumumuzun iyileşmesi demek olacak.”

“Tekrar gitmem gerektiğini anlamam için geri gelmem gerekiyormuş.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s